“Akrep yapmaz doktorun doktora yaptığını”

Rahmetli babam “Doktor ile pazarlık olmaz. Gün gelir sana can koyar” derdi.
Aslında pazarlık derken parasal bir şeyden bahsetmiyordu peder. Doktora gösterilmesi gereken hürmet ve saygıdan kastediyordu.
Öyle adını zor yazan, tahsilli insanları tanrılaştıran birisi de değildi hani babacığım. 50’lerde İngiltere’ye gidip Elektrik Elektronik Mühendisi olmuş, binlerce projede çalışmış, son derece eğitimli ve kültürlü birisiydi. Ama doktor sözkonusu oldu mu akan sular dururdu. Doktora saygı gösterilmesi gerektiğini, onların çok önemli insanlar olduğunu öğretti bize hep.
Tekerlekleri patlak bir tekerlekli sandalye ile asansör bozuk ve geçiş kapalı olduğu için Onkolojiden ön kapıya kadar sarsa sarsa götürülürken bile doktorlara kızmamıza izin vermedi. Vücuduna yayılan kanserin verdiği acıya rağmen odasına doktor girdi mi, hâline bakmaksızın doğrulup saygı göstermek istedi son gününe kadar.
Gençliğim Lefke’de geçti. Bölgenin tek doktoru Dr. Selçuk Sömek’ten bahsedilirken Selçuk Bey denirdi. “Bey” kısmına özel bir vurgu yapılarak. Bey ifadesi öyle herkes için kullanılmazdı o günlerde.
Doktor Stor vardı. Almandı sanırım CMC Maden şirketinden kalma. Cengiz Topel Hastanesi, Şehit Pilotun adını almadan önce o hastanede doktordu. Son günlerine kadar hasta baktı Gemikonağı’nda. Kahveye geldiğinde, kahvesini kim ısmarlayacak diye kavga çıkardı.
“Doktor ile pazarlık olmaz. Gün gelir can koyar” lafı işte bu çerçevede söylendi ve kafamıza kazındı.
Şimdi doktorun eğitimi, “can koyma” yeteneğinin getirdiği toplum içindeki hürmet yerle bir ediliyor. Hem de doktorların bizzat kendileri tarafından.
Sağlıktan sorumlu doktor kişi, hastaneden sorumlu doktor kişiyi görevden alıyor. Hem de mesai düzenlemelerindeki hassasiyeti nedeniyle. Sonra yine sağlıktan sorumlu doktor kişi, hastanelerde çalışan doktor kişileri mesailerini tam yapmamakla suçluyor ve doktor kişilerin artık tam mesai yapmalarını içeren bir “devrim” açıklıyor. Sonra doktor kişilerin örgütlendiği sendika, acil durumlar dışında doktorluk yapmayacaklarını ve özlük haklarının düzenlenmemesi hâlinde tam mesai yapabileceklerini söylüyorlar. Bir başka doktor kişilerden oluşan sivil toplum örgütü ise devletteki doktor kişilerin, devlet sağlık kuruluşları haricinde doktorluk yapmalarının anayasaya aykırı olduğunu söyleyip, kamudaki doktor kişilerin anayasal suç işlediğini iddia ediyor ve mahkeme kararı gösteriyor. Kamudaki doktor kişilerin yorulduklarını ifade ettikleri halde hastanedeki doktorluklarını kısa kesip özel kliniklerde ve hastanelerde doktorluklarını yerine getirkleri ima ederek. Hemen akabinde sağlığı yönetmekle görevli doktor kişi kameraların karşısına çıkıp, grevde olan diğer doktor kişilerin, milletvekili olmuş doktor kişileri kıskandıracak astronomik maaşlar aldığını açıklayıp onları gözü doymazlıkla suçluyor.
Grevdeki doktorların başındaki doktor kişi ise maaşların öyle olmadığını, bazı doktorların çok düşük maaş aldığını ve çok yorulduklarını söylüyor.
Rezalete bakar mısınız? Doktorların arasında geçen diyaloglara, yaşanan didişmeye ve doktor saygınlığını gölgede değil karanlıkta bırakan kavgaya bakar mısınız?
“Doktorla pazarlık olmaz” diye diye, kimsenin ölmediği prostat kanserinden 64 yaşında hayatını kaybettiği hâlde doktorlara asla toz kondurmayan babam, sizin bu halinizi görse ne derdi?
Babamın başka sevdiği bir laf daha vardı, “Akrep yapmaz akrabanın akrabaya yaptığını”. Sağ olsa ve bu rezaleti görse, “Akrep yapmaz doktorun doktora yaptığını” diye uyarlardı şüphesiz.




























