Az liyakat, biraz özgüven, bir miktar da öngörü…

Baykan Gürses’e konuk oldum ve onun programında söylediklerimi buraya da yazmak istedim. Malum, söz uçar yazı kalır. Ya da âlem unutur, kalem unutmaz.
Malumunuz, uzun süredir başımızı ağrıtan Fiber Optik Protokol Onay Yasası, Meclis’ten aynen söylediğimiz gibi, çoğunluk esasına uygun bir şekilde geçiverdi.
Bu ülkeye fiber optik kablo ağı gerekli mi? Bunu zaten kimse tartışmıyor. Dünkü yazımda ifade ettiğim gibi, 12 yıl önce de gerekliliği konuşuluyordu ama sendika iradesi milletin iradesinin önünde olduğu için hayat bulamamıştı.
Şimdi eminim ki dün Meclis’ten geçen ve vekillerin birbirini kırdığı, üstüne üstlük canlı yayında kendilerini seçip oraya gönderenlerin seçtiklerine seçeceklerine pişman olmalarına neden olan performansların sergilendiği sahnelere meydan vermemek için belki de farklı davranmaları gerektiğini görüyorlardır. Yani bir protokol imzalanmadan önce, hatta hazırlık aşamasında biraz daha olması gerektiği gibi hareket edilseydi ya…
Mesela, protokol önünüze geldiğinde, “Bu protokolü bir de bizim hükümetimizin hukukçusu olan Başsavcılığımıza görüş için gönderelim” deseydiniz keşke. Hiç olmazsa elinizde kapı gibi bir savcılık görüşü olur, bütün hukuki eleştirileri göğüsleyebilirdiniz. Peki siz ne yaptınız? “Benim hukukçularım baktı” deyip, onları da anayasa hukuku bağlamında tartışmalı bir metne olur veren hukukçular durumuna düşürdünüz.
Bir de BTHK’ya gönderip teknik bir rapor alsaydınız, aynen savcılığınki gibi, koskoca Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurulu’nun liyakatini sorgulayabilecek kimse çıkamayacağından, tartışmayı peşinen kazanmış olacaktınız.
Ha, arada birkaç değişiklik talebi de gelse her iki kurumdan, onları da Türk Telekom’a ve Türkiye’ye, “Bunları değiştirmemiz lazım. Yasalarımıza ve Anayasamıza uygun değil. Başımız ağrır, size de mahcup oluruz” diyebilecek özgüvene sahip olmak gerekir elbette.
Şimdi ne oldu?
TBMM protokolü geçirdi. Cumhurbaşkanı’nın önüne koydu, o da imzaladı. Biz de burada, “Protokolü bu konuda uzman olmayan Başbakanlık müsteşarlarına yaptırdınız” diye eleştirenleri, bir protokolün doğru yapılmasını istedikleri için Türkiye düşmanı hain ilan etme noktasına geldiniz.
Üstüne üstlük, Savcılıktan görüş almayarak yarattığınız hukuki sorunu Cumhurbaşkanı’nın kucağına attınız; şimdi onun Anayasa Mahkemesi’nden görüş almasını ve olası bir olumsuzluğun faturasını ona ödetmeye çalışacaksınız.
Dediğim gibi…
Azıcık liyakat, biraz öngörü ve biraz da özgüven lazımdı.
Başka bir şeye gerek yoktu.




























