Bu Yaz Neden Farklı?

Kıbrıs sorunu yıllardır çözülmüyor. Bu nedenle adada her yeni diplomatik girişim önce umut, ardından da şüpheyle karşılanıyor. Holguín gelir, liderlerle görüşür, birkaç açıklama yapılır, sonra da herkes bir sonraki girişimi beklemeye koyulur.
Ancak bu kez tablo biraz farklı görünüyor.
Temmuz sonu ya da Ağustos başında Cenevre'de gerçekleştirilmesi beklenen 5+1 toplantısı, önceki benzer girişimlerden farklı bir atmosferde hazırlanıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kişisel Temsilcisi Maria Ángela Holguín yeniden adada. Liderlerle görüştü, Cumartesi yeniden görüşecek. Ardından Ankara ve Atina hattında temaslarını sürdürecek.
Bu ziyaretleri önemli kılan şey ise görüşmelerin kendisinden çok, görüşmelerin gerçekleştiği uluslararası ortam.
Çünkü bugün Kıbrıs meselesi yalnızca Kıbrıs meselesi olmaktan çıkmış durumda. “Kıbrıs sorunuu Kıbrıslılar çözecek” diye romantik bir lafımız vardı ya, artık yok.
Avrupa Birliği son yıllarda Kıbrıs sorununa alışılmışın üzerinde ilgi göstermeye başladı. Bunun nedeni Brüksel'in aniden federal çözüme, ya da herhangi bir çözüme aşık olması değil. Avrupa'nın enerji güvenliği, Doğu Akdeniz'in istikrarı, Türkiye ile ilişkiler ve bölgesel güvenlik başlıkları giderek birbirine bağlanıyor. Kıbrıs ise bu denklemin tam ortasında duruyor.
Benzer şekilde Ankara açısından da durum farklı. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında son dönemde yeniden canlanmaya başlayan diyalog, savunma iş birliği, enerji koridorları ve bölgesel güvenlik tartışmaları, Kıbrıs dosyasını yeniden masanın üzerine taşıyor. Bugün Ankara ile Brüksel'in konuştuğu birçok konuda Kıbrıs doğrudan ya da dolaylı şekilde karşımıza çıkıyor.
Bu nedenle yaklaşan süreçte kapılar, mezarlıklar ya da teknik komiteler, ki bunlara güven yaratıcı önlemler deniyor, elbette konuşulacak. Ancak ilk kez bunların ötesinde daha büyük bir resim oluşuyor.
Sorulan soru artık yalnızca "iki toplum nasıl anlaşacak?" değil.
Asıl soru şu:Doğu Akdeniz'in yeni güvenlik ve enerji mimarisinde Kıbrıs'ın yeri ne olacak?
İşte bu nedenle önümüzdeki haftalarda yapılacak temaslar önem taşıyor. Çünkü tarafların önüne konulacak olası öneriler yalnızca Kıbrıs'ın iç düzeniyle ilgili olmayacak gibi görünüyor. Türkiye-AB ilişkileri, enerji projeleri, ticaret koridorları ve bölgesel iş birliği başlıkları da aynı paketin parçaları haline gelebilir.
Elbette bütün bunlar yarın bir çözüm çıkacağı anlamına gelmiyor. Taraflar arasındaki görüş ayrılıkları ortadan kalkmış değil. Güvensizlik hâlâ yerinde duruyor. Rum elitleri Kıbrıslı Türklerle değil yönetimi, nefes alınan havayı bile paylaşmak konusunda son derece isteksiz olduklarını biliyoruz.
Ancak uzun yıllardan sonra ilk kez uluslararası aktörlerin Kıbrıs'a bakışında belirgin bir değişim görülüyor. Kıbrıs artık sadece çözülmesi gereken eski bir ihtilaf olarak değil, çözülmesi halinde bölgesel dengeleri değiştirebilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle Nikos Hristodulidis'in son dönemde dün Holguin görüşmesi sonrasında sarfettiği söze katılmamak zor:
Bu yaz gerçekten uzun geçecek. Ve büyük ihtimalle, uzun zamandır olduğundan daha belirleyici olacak.




























