Rasıh Reşat: Herkes susacak, patronlar buluşuyor…

Biz KKTC’de ıvır zıvır ile uğraşaduralım… Başbakan’ın maaşından bir miktar para kesilmesiyle ilgili yaptığı kürsü hamlesine, muhalefetin bunu el yazısı formatında olduğu gerekçesiyle beğenmemesine bakarken; anlamadığım bir şekilde hükümetin ve Meclis’in dayak yemesi gerekirken Barolar Birliği’nin dövülme sürecine tanıklık ederken; seçime doğru hızla ilerlerken iktidarın iktidarda kalmak için vereceği gayri nizami mücadelenin tohumları ekilirken ve muhalefetin “biz zaten kazandık” rahatlığını hayretle izlerken, dünya tüm hızıyla dönüyor ve bu dönüşün hızı nedeniyle artık dünyanın patronları bir araya geliyor.
“Kim ola ki bu dünyanın patronları dediği bu Rasıh’ın?” diye soruyorsunuz, biliyorum. Hemen söyleyeyim de yazıyı “fazla yerel” diye burada okumayı bırakmayın.
Trump, Çin’e gidiyor ve dünyanın iki patronu bir araya geliyor.
Eskiden dünyanın iki patronu Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu idi. Ama artık değişti. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden devraldığı bu patronluk görevini uzun süre sürdüren Rusya, daha sonra ikinci kategoriye düştü.
ABD ile Çin artık A kategorisi süper güç; AB ile Rusya ise B kategorisi süper güç konumunda. Herhalde bu son 20 yıldır bilinen ama çok da telaffuz edilmeyen bir gerçekliktir.
Donald Trump ile Şi Cinping’in; İran, İsrail, Lübnan ve Körfez ülkeleri birbirine girmişken, Hürmüz Boğazı dünya ekonomisini altüst etmişken buluşmaları elbette tesadüf değil.
Hatta dolaylı olarak daha önce bir araya geldiklerini de biliyoruz.
Pakistan’ın arabuluculuğunun, “Dur ben bunları barıştırayım da İsviçre ya da Norveç gibi barış işlerinde namım yürüsün” dürtüsüyle olduğunu mu sanıyordunuz?
Değil tabii. Pakistan’ın arabuluculuğu, Çin’in perde gerisindeki arabuluculuğuydu. Çin istedi, Pakistan yaptı ama başaramadı.
Şimdi asıl oyuncular, asıl patronlar bir araya gelecek.
Kuvvetle muhtemel Trump, “Pakistan’ı neden aracı yapıyorsun, doğrudan benden istesene, ben de senden isteyeceklerimi isteyeyim” yaklaşımıyla sürece bakıyor. Çünkü Çin ekonomisinin bu savaş nedeniyle yaşadığı sıkıntıyı biliyor ve bir taşla birkaç kuş vurmayı hedefliyor.
Çin ekonomisi üretim üzerine kurulu ve petrokimya hammaddeleri ile ürünleri burada büyük yer tutuyor. Evet, elektrikli araç konusunda dünya öncüsü. O nedenle akaryakıt konusu onu çok fazla sarsmadı ama üretimin beli kırılmış durumda.
İran Dışişleri Bakanı’nın geçtiğimiz hafta yaptığı Pekin ziyaretinin bunun hazırlığı olduğunu söyleyenler çok. Çin savaşın bitmesini istiyor ama hazır Trump zor durumdayken, astronomik gümrük tarifeleri ve Tayvan konusunda birtakım taleplerinin Trump’ın canını sıkacağı da söyleniyor.
Çin ile ABD bir araya gelecek ve savaş kuvvetle muhtemel sona erecek. Çin’in İran üzerindeki “ikna edici” ağırlığı ve her konuya bir ticari anlaşma edasıyla yaklaşan Trump’ın Pekin’e giderken ve dönerken taşıyacağı bavulun şişkinliği, aslında tüm dünyanın yakın gelecekteki kaderini belirleyecek gibi görünüyor. 14-16 Mayıs herkes susacak, patronlar konuşacak…




























