Kıbrıs planı ve bakış açısı…

Gazetecilikte bir söz vardır: Eğer yaptığınız işten kimse yüzde yüz memnun değilse, muhtemelen doğru bir şeyler yapıyorsunuzdur. Kıbrıs’taki çözüm planları için de benzer bir şey söylemek yanlış olmaz. Eğer iki taraf da bir çözüm önerisinden tam anlamıyla memnun değilse, belki de doğru bir noktaya doğru ilerleniyordur.
Politis Direktörü Dionysis Dionysiou, içeriğini tam olarak bilenlerin ifadelerine göre bazı maddi hatalar barındırsa da genel çerçeveyi ortaya koyan bir çözüm prensipleri manzumesi kaleme aldı. Adanın her iki tarafından da tepkiler çığ gibi büyüyor. Hafta sonunu mangal başında geçirenler de muhtemelen görüşlerini bugün ortaya koyacak.
Şimdiden "Toprak verelim, tanınma gelsin" şeklinde meseleyi basite indirgeyenler ortaya çıktı. Bunun "federasyonun makyajlanmış hali" olduğunu söyleyenler de var. Arkası muhtemelen "Hani bir karış toprak vermeyecektik?" söylemiyle gelecektir.
Diğer tarafta ise "Nayır, nolamaz! Federal çözümden uzaklaşıyoruz" diyerek tepki göstermeye başlayanlar var. "Baştan başlamayalım, ölene kadar koşu bandının üzerinde koşup yol aldığımızı sanmaya devam edelim" diyenler de çıkacak, hatta çıkmaya başladı bile.
Önümüzdeki günlerde her iki kesimi de daha yakından göreceksiniz.
Yusuf Kanlı bu konuları çok uzun zaman önce yazmıştı. Ben de bir dönem, eski BM Genel Sekreteri Butros Gali'nin "Gali Fikirler Dizisi"nden esinlenerek "Kanlı Fikirler Dizisi" başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yusuf Abi, dünkü yazısında bildiklerini yazmamış olmanın gazetecilik sancısını yaşadığını anlatırken, yeni sürecin neden sızdırıldığına dair şüphelerini de satır aralarına serpiştiriyordu.
Gelelim asıl meseleye...
Eğer Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler bir çözüm planından eşit derecede memnuniyetsizlik duyacaklarsa, bu bana uyar.
Daha da ötesi, çözümün bir gecede ve tek imzayla hayata geçirilmesi yerine zamana yayılmış bir süreç içerisinde, ortaya çıkacak sorunlar önümüze geldikçe "bebek adımlarıyla" çözülerek ilerlenmesi bana çok daha gerçekçi geliyor. Böyle bir yöntem bulunabilirse tadından yenmez.
Bu süreçte doğal gaz meselesi kendi mecrasını bulur. Ortak güvenlik mekanizmaları ve tatbikatlarla taraflar birbirlerini test eder. Mülkiyet konusunda niyetlerin laftan fiiliyata dönüştüğü görüldükçe uluslararası fonların devreye girmesi mümkün hale gelir. Ticaret gelişir, karşılıklı bağımlılık artar ve bugün çözümsüz görünen birçok başlık zaman içerisinde daha yönetilebilir hale gelir.
Liste uzayıp gider.
İşin en ilginç tarafı ise, çözümden sonra bile zafer veya yenilgi hikâyelerine ihtiyaç duyacak olanlar için benim yıllardır gündeme getirmekten keyif aldığım "Optik İllüzyon Modeli"nin devreye girecek olmasıdır.
İzah edeyim.
İki çizgi düşünün. Belli bir açıyla ilerliyor ve ufukta bir noktada kesişiyor gibi görünüyorlar. Bir taraftan baktığınızda çizgilerin birleştiğini görürsünüz. Diğer taraftan baktığınızda ise birbirlerinden uzaklaştıklarını.
İşte Kıbrıs çözümü de biraz böyle olabilir.
İsteyen bir taraftan bakıp federasyon görebilir. İsteyen diğer taraftan bakıp konfederasyon ya da iki ayrı devletin iş birliğini görebilir.
Yeter ki insanlar gördükleri şeklin peşinden koşarken, çocukları daha güvenli, ekonomiyi daha güçlü, siyaseti daha öngörülebilir ve geleceği daha umutlu bir adada yaşamaya başlasınlar.
Gerisi biraz da bakış açısıdır.




























