Rasıh Reşat: Bırakın Çocuklar Top Oynasın

İspanyol bir futbol hocasının Kıbrıslı Türk bir çocuğa top kontrolünü öğretmesi, Barcelona’nın futbol anlayışını, tekniğini, disiplinini buradaki çocuklara aktarması nasıl bir siyasi tehdittir?
Daha da önemlisi, bunun engellenmesi nasıl bir siyasi başarıdır?
Bir siyasi parti bununla nasıl övünebilir? Bir devletin yöneticileri böyle bir sonucu nasıl sessizce seyredebilir? Kamuoyu önünde çıkıp övünmeseler bile, “Yahu bırakın çocuklar top oynasın” diyememek nasıl bir kafadır?
ELAM’ı biliyoruz.
ELAM’ın Kıbrıslı Türklere bakışını da biliyoruz. Kıbrıslı Türklerin nefes almasını dahi istemeyen, varlığımızı tehdit olarak gören, ayrımcılığı siyaset haline getirmiş ırkçı bir siyasi hareketten söz ediyoruz. Dolayısıyla ELAM’ın Barcelona Futbol Akademisi’nin Kuzey Kıbrıs’taki faaliyetinin engellenmesini “başarı” diye pazarlamasına şaşırmıyorum.
Ama ELAM’ın bu siyasetinden medet umanları, onun yarattığı baskının arkasına saklananları ve çocuklar söz konusu olduğunda bile “Durun artık” diyemeyenleri de bir kenara not etmek gerekiyor.
Nikos Hristodulidis’ten Papadopulos çizgisinden çok farklı şeyler beklemek belki başından beri fazla iyimserlikti. Yine de umutlarımızı canlı tutmaya çalıştık. Çünkü mesele Hristodulidis değildi. Mesele, bu adada çocuklarımızın göç etmek zorunda kalmayacağı, uluslararası hukuk içerisinde yer alabileceği, dünyadan kopmadan yaşayabileceği bir gelecek yaratabilmekti.
Bu nedenle Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın iyi niyetli çabalarını çok önemsiyorum.
Ancak bir tarafta Güven Yaratıcı Önlemler konuşurken, diğer taraftan sürekli “Güven Yıkıcı Önlemler” geliyorsa, haftada bir görüşmenin de çok anlamı kalmıyor. Hatta aynı eve taşınıp ev arkadaşı olsanız, sabah kahvaltısını birlikte yapıp akşam aynı sofraya otursanız ne değişecek? Sorusu yavaş yavaş daha meşru olmaya başladı ne yazık ki.
Dünkü görüşmeyle ilgili özellikle bir şey yazmadım.
Çünkü Cumhurbaşkanı’nın servis edilen fotoğraflardaki yüz ifadesi, yazacağım birçok cümleden daha fazlasını anlatıyordu. Ardından yapılan ve bir sosyal medya paylaşımıyla sınırlı kalan değerlendirmeyi de satır aralarıyla okuyunca ortaya çıkan tablo pek iç açıcı görünmüyordu.
Benim asıl merak ettiğim başka.
Güven Yaratıcı Önlemler beklenirken Rum tarafından peş peşe gelen “Güven Yıkıcı Önlemler”in siyasi sorumluluğunun, BM yetkilisinin gözetiminde yüzüne söylendiği Hristodulidis ne cevap verdi?
Erhürman’ın tepkisini fotoğraflardaki her kareden aşağı yukarı anlayabiliyoruz. Ancak muhatabının ruh halini o alışıldık fotoğraf sırıtışından kestirmek mümkün değil.
Belli ki Cumhurbaşkanı söylemesi gerekenleri söylemiştir.
Peki Hristodulidis ne yaptı?
Pişkin pişkin gülümseyip klasik ezberleri mi tekrarladı? Yoksa bütün bunların adadaki güven ortamına nasıl zarar verdiğini kabul eden, akla ve mantığa sığan birkaç cümle kurabildi mi?
Barcelona meselesi ise bana göre artık işin tuzu biberi oldu.
Bravo Hristodulidis.
Bravo ELAM.
Her konuda konuşacak bir şey bulan ama mesele Kıbrıslı Türk çocukların futbol oynamasına gelince sessizleşen Fidias’a da bravo.
Hristodulidis’in bu yaklaşımına karşı “Çocukları bunun dışında bırakın” diyemeyen Annita’ya da bravo.
Hepinize bravo.
Barcelona forması giyip bir gün o akademide top oynamayı hayal eden çocuğun önüne duvar örüyorsunuz.
EXIT konserine gitmeyi planlayan gencin önüne duvar örüyorsunuz.
Annesinin ya da babasının hakkından dolayı vatandaşlık ve pasaport hakkı bulunduğunu düşünen, o pasaportla Avrupa’da okuyabilmenin hayalini kuran öğrencinin önüne duvar örüyorsunuz.
Sonra dönüp Kıbrıslı Türklere diyorsunuz ki:
“Birlikte bir gelecek mümkün.”
Birlikte gelecek inşa etmek istiyorsanız önce insanların hayatlarına dokunan her şeyi siyasi savaş alanına çevirmekten vazgeçeceksiniz.
Çünkü güven, haftada bir kez BM binasında oturup kahve içerek yaratılmıyor.
Güven bazen çok daha basit bir cümleyle başlıyor:
Bırakın çocuklar top oynasın.
Benzer haberler
Haber
Arıklı: “Önümüzdeki dönem Çalışma Bakanlığı’nı da talep edeceğiz”
CTP, Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği’ni ziyaret etti
Rahvancıoğlu: Mare Monte'nin halkın kullanımında kalması için bütünlüklü bir proje hazırlıyoruz
Savaşan: UBP milletvekili adaylarını 24 Ekim’de elektronik oylamayla belirleyecek
BAKANLIK: GENÇ KADININ DURUMUNU YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ
ARUCAD öğretim üyesi Uzman’ın tasarımı “Cup Design Call” kitabında yer aldı




























