Grevinize sempati ile bakamayacağım…

Hep özel sektörde gazetecilik yaptım. Zaman zaman işsiz kaldım. Zaman zaman işverenim sigortamı yatırmadı. Başka zamanlarda sigortam, farklı maaş almama rağmen asgari ücret üzerinden yatırıldı. Maaş artışı alamadığımız dönemler çok oldu. İki dudağın arasında yaşadık durduk.
Ama benim asla sahip olamayacağım hakların mücadelesini veren kamu sendikalarının eylemlerini yıllarca takip ettim.
Ama artık yeter diyorum.
Dünyada İran ile yaşanan savaş nedeniyle oluşan ekonomik kriz ortadayken, kamu çalışanlarının hayat pahalılığı artışının maaşlarına biraz geç yansıtılacak olması nedeniyle bugün bu ülkede hayatın durmasını anlamıyorum. O nedenle ben yokum.
Marketteki kasiyer, fabrikanın gece bekçisi, özel okulların öğretmenleri, özel hastanelerin hemşireleri, güvenlik görevlileri, özel medya kuruluşlarındaki muhabir ile kameramanlar ve diğer özel sektör çalışanları… Kriz daha da derinleşirse bırakın zam almayı, belki de maaş alamayacak. Onlar emekçi değil mi?
Peki bu hafta deli gibi ders çalışan öğrenciler ne olacak? Emekli sendikacı öğretmenlerimiz bunu düşündü mü sınav haftasına grev koyarken? Düşünmemişlerdir. Çünkü dedikleri gibi, emekli ikramiyeleri ve maaşları öğrencilerinden daha önemli.
KTÖS’ten Burak Maviş diyor ki: “Emeklilik hakkı gelen acil emekliliğe başvursun. İkramiyeniz değer kaybeder.” Motivasyon belli: Sadece ve sadece para.
Zaten KTÖS, bir zaman tam karne günü grev yaptığı gün beni kaybetmişti.
“Toplumsal varoluş kavgası” diyorlar. Ben ortada topluma yönelik bir şey görmedim. Eğer Kıbrıs Türk toplumu yalnızca kamu çalışanlarından ibaretse, diyecek bir şeyim yok tabi.
Hükümetin yaptığının doğru olduğunu söylemiyorum. Neden yaptığını da tam olarak anlamış değilim. Bu konuda doyurucu bir açıklama yapılmadı. Oysa hükümet üyeleri, her konuda açıklama yapabildikleri gibi, bu konuda da halkı bilgilendirmek zorundadır. Çıksın, “param yok kardeşim” desin mesela.
Ama bugünkü grev bir “toplumsal varoluş eylemi” değil; kamudan maaş alanların, ceplerine dokunulacağı için verdiği bir tepkidir.
Peki bu ülkede kamu dışında çalışanları düşünen yok mu? Maaş skalalarına hiç baktınız mı? Özel sektör çalışanları ile kamu çalışanları arasındaki maaş ve özlük hakları arasındaki uçurumu gören oldu mu? “yahu bizim durumumuz iyi çok şükür. Şu özel sektördekilere bir şeyler yapsınlar” diyen var mı bu elit kamu çalışanları arasında?
Fark çok net. Kamudakiler birinci sınıf yurttaş, özel sektörde çalışanlar ise ikinci sınıf… Hatta çoğu zaman maraba.
Sendikacı kardeşlerim kusura bakmasın ama bizim derdimiz sizinkinden daha büyük.
Bizde patron dara düştüğünde, teşekkür edip işten çıkarır. Sonra biz, bir sonraki ay kiramızı nasıl ödeyeceğimizi, çocuğumuza nasıl harçlık vereceğimizi, markete nasıl gideceğimizi düşünürüz. En iyi ihtimalle bir arkadaşımız işten çıkarılır, onun işini de biz üstleniriz. Üstelik buna şükrederiz.
Devlet dara düştüğünde ise, kamudaki “bizden daha eşit” arkadaşların hayat pahalılığı ödeneği ertelenir… Siz de sokağa dökülürsünüz.
Ben bu sefer eyleminizi takip etmeyeceğim. Grevinize sempatiyle bakmayacağım.Daha ağır şeyler söylerdim ama yazımı 18 yaşın altındakilerin de okuduğu ile ilgili duyumlar aldım.
Çünkü,siz hayat pahalılığı ödeneğinizi ve her türlü hakkınızı alırken, asgari ücret aynı oranda artmadığında; sizi sokakta görmedim.




























