Rasıh Reşat: Koltuğu korumak için görevi hatırlatmak…

Biz oturup Tahsin Ertuğruloğlu’nun ani ve sert çıkışının altındaki nedenleri kovalarken, Başbakan Ünal Üstel aslında Kıbrıs Türk halkının karşısına çıkıp, ona zarar vermek isteyenin Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman değil, Rum Lider Hrisostulidis olduğu gerçeğinin hükümetin idrakinde olduğunu teyit eden bir açıklama yaptı da içimiz biraz rahatladı.
Başbakan ile Cumhurbaşkanı, bir iki nüans dışında aynı noktada duruyor. Hatta Başbakan’ın açıklamasının altına, Cumhurbaşkanı Erhürman dâhil, bu ülkedeki hemen hemen herkesin imza atacağına eminim.
Tahsin Ertuğruloğlu’nun basın toplantısının altında ne yatıyor? Bu zamanlama neden diye sorduğum yazı ve videolar yayıldıkça, tahminler, öngörüler ve değerlendirmeler gelmeye başladı. Telefonlarım susmadı desem yeridir.
Ama benim bazı kaynaklarım başka bir şey söylüyor.
Başbakan Ünal Üstel, yakın bir gelecekte kabinesinde bir değişiklik yapmayı planlıyor. Bunun sağlam bir değişiklik olacağı da söyleniyor. Ancak önündeki önemli sıkıntı, Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Tahsin Ertuğruloğlu’nun partisel işlere dâhil olmadan bir bakanlık koltuğunu işgal etmesi. Halbuki önünde hayati bir seçim bulunan Üstel’in, siyasi faaliyetlerde yer alacak bir kişiyi daha ekibine dâhil etmesi onun için önemli.
Tahsin Ertuğruloğlu’nu görevden almak, malum nedenlerden dolayı mümkün değil. Güvendiğim kaynağım, Ünal Üstel’in Ankara ziyaretinde Ertuğruloğlu’nu görevden almak için müsaade isteyeceğini ya da istediğini söylüyor. Hatta tam ifadenin, “Çantamda bu konu da var” olduğunu biliyorum.
Parçalar bir araya geliyor.
Bu bilgi üzerine teori şu:
Tahsin Bey, görevden alınmak istendiğini ve bu konuda Ankara’dan müsaade isteneceğini ya da istendiğini öğrenmiş olacak ki, kendisinin görevinin ne olduğunu bir kez daha hatırlatmak için basın toplantısını gerçekleştirdi. Buna teori diyorum; çünkü bunu kanıtlayacak bir durumum yok. Ama kaynağımın, “Bayram değil seyran değil, Tahsin Enişte bizi niye öptü?” şeklindeki soruma verdiği yanıt tam da bu.
Tahsin Ertuğruloğlu, hiçbir zaman neden bu hükümette yer aldığını saklamadı. Görevinin ne olduğunu da gizlemedi. Basın toplantısı da bir anlamda onu görevlendirenlere yapılmış bir hatırlatma gibiydi sanki.
“Ünal Üstel’e beni görevden alma müsaadesi verirseniz, bu Cumhurbaşkanı sizi satar. Ben burada sizin emniyet sübapınızım” der gibiydi. Yani bir anlamda koltuğu korumak için orada bulunma nedeni ve görevini hatırlattı.
Sanırım bu tartışma bitmeyecek. Yazılanlar da söylenenler de teori olarak kalacak. Ama asıl mesele şu:
Dışişleri Bakanı ayrı, hükümet ayrı ve Cumhurbaşkanı ayrı telden çaldığı sürece, Rumların hep bir ağızdan Holguin’i Ankara’nın Turuva atı ilan etmesine neden olacak kadar başarılı bir siyaset güdülmesine rağmen, ne dünya bizi ciddiye alacak, ne Türkiye, ne de Rumlar.




























