Son 100 Gün

Başbakan’ın üç buçuk yıllık icraatlarını anlattığı, uzunluğuyla insanı bayıltma noktasına getiren o meşhur basın toplantısını hatırladınız mı?
Pasha Otel’deydi. İçeride Başbakan anlatıyor, dışarıda sendikalar protesto mitingi yapıyordu. O günlerde modaydı böyle şeyler. Şimdilerde pek olmuyor. Sendikalarımız içerisindeki bazı önemli isimlerin adaylık, müdürlük vesaire anlaşmaları nedeniyle fazla göze batmak istemediği söyleniyor. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Köşe yazılarına emoji koyabilsek tam buraya bir göz kırpma emojisi koyardım. Ama gazetecilik henüz o noktaya gelmedi.
Neyse, konumuz o değil.
O basın toplantısında Başbakan’a seçimlerin ne zaman yapılacağını sormuştum. Kesin tarih alamamıştım ama seçimlerin basitleştirilmesi için gereken yasal değişikliklerin yapılacağı yanıtını almıştım. Daha önceki bire bir sohbetlerimizden birinde de niyetinin iki seçimi aynı gün yapmak olduğunu söylemişti.
Ben de toplantının ardından bir reel çekip, “Bilin bakalım seçim ne gün olacak?” diye başlamıştım. Ve 6 Aralık demiştim.
Yani genel seçim ile yerel seçimin aynı gün yapılacağı benim için ocak ayından beri sürpriz değil. Bütün siyasi değerlendirmelerimi de buna göre yaptım. Dolayısıyla bugün konuşulanlar benim açımdan yeni bilgi sayılmaz.
Benim sevdiğim başka bir şey var: Gün sayacı.
Seçime heyecan katıyor. Hâlâ seçimin çok uzakta olduğunu düşünenleri de biraz kamçılıyor. Zaten bu ülkede yapacak daha iyi bir şey bulamadığımızdan siyasetle gereğinden fazla ilgileniyoruz; bari işe biraz heyecan katalım.
O nedenle bugünden itibaren, kesin ama henüz resmi olmayan hesabımıza göre genel seçime 100 gün kaldı.
Yerel seçimlerde ise durum farklı. Anayasa gereği o seçim zaten yapılacak ve oradaki 100 günlük süre hem kesin hem resmi.
Peki 100 günde ne olur?
Çok şey.
Partiler arasındaki fark kapanabilir, hatta açılabilir. Bugün baraj altında gördüğünüz bir parti barajı aşabilir. Rahatlıkla baraj üzerinde gördüğünüz başka bir parti birkaç siyasi hata yüzünden kendisini aşağıda bulabilir. Adaylar yükselebilir, favoriler tökezleyebilir, hiç hesaba katılmayan isimler yarışın merkezine oturabilir.
Zaten bu sayaçları tam da bu nedenle seviyorum. Seçim dönemlerinde zamanın ne kadar acımasızca hızlı geçtiğini gösteriyorlar.
Her seçimden sonra mutlaka birileri çıkar ve “Bir hafta daha olsaydı sonuç değişirdi” der ya...
İşte genellikle onlar, seçimden 100 gün önce “Daha çok zaman var” diyenlerdir.
Yok.
Artık çok zaman yok.
Geri sayım başladı.
Bugün 100.
Pazartesi 97.
Ve göreceksiniz; 97’den sıfıra sandığınızdan çok daha hızlı ineceğiz.




























