17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti

Binlerce insanın hayatını kaybettiği 17 Ağustos Marmara Depremi, yapı güvenliğinin ve sağlıklı kentleşmenin deprem karşısındaki belirleyici rolünü acı bir şekilde ortaya koymuştur. Bu büyük felaket, can kayıplarının temel nedeninin depremin kendisinden çok, depreme karşı yeterli güvenliği sağlamayan yapılar ve plansız yapılaşma olduğunu bir kez daha göstermiştir.
KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde bu acı tecrübeyi, Kıbrıs’ın deprem gerçeği açısından da hatırlatmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Kıbrıs, deprem tehlikesinin göz ardı edilemeyeceği bir coğrafyada yer almaktadır. Bu gerçek karşısında, özellikle son yıllarda kentlerimizde hızla artan ve belirli bölgelerde yoğunlaşan yapılaşmanın deprem güvenliği açısından çok daha dikkatli ele alınması gerekmektedir.
Yapılaşmanın yoğun olduğu bölgeler, olası bir depremde daha fazla insanın ve daha fazla yapının aynı anda etkilenebileceği alanlardır. Dolayısıyla yapılaşma yoğunluğunun artması, gerekli önlemler alınmadığı takdirde deprem riskinin ve olası kayıpların da büyümesi anlamına gelmektedir.
Bu nedenle kentlerin planlanması, yapılaşma yoğunluklarının belirlenmesi ve yeni yapı alanlarının oluşturulması yalnızca bugünün ihtiyaçları ve ekonomik beklentiler üzerinden değerlendirilmemelidir. Kıbrıs’ın deprem tehlikesi ve olası deprem senaryoları, kentleşme ve yapılaşmaya ilişkin tüm kararların temel unsurlarından biri olmalıdır.
Deprem riskinin azaltılmasının vazgeçilmez unsurlarından biri de etkin ve sürdürülebilir bir yapı denetim sistemidir. Bir yapının güvenliği yalnızca doğru projelendirilmesiyle sağlanamaz. Projelendirmeden malzeme seçimine, yapım sürecinden tamamlanmasına kadar tüm aşamaların yetkin mühendislik hizmetleri ve etkin denetim mekanizmaları altında yürütülmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte yalnızca yeni yapılara odaklanmak yeterli değildir. Mevcut yapı stokunun bilimsel ve mühendislik esaslarına göre değerlendirilmesi, riskli yapıların belirlenmesi ve gerekli güçlendirme veya yenileme çalışmalarının zaman kaybedilmeden hayata geçirilmesi de deprem zararlarının azaltılmasında öncelikli konular arasında yer almalıdır.
Deprem bir doğa olayıdır; depremin afete dönüşmesi ve yaşanacak can ve mal kayıplarının boyutu ise kentlerimizi ve yapılarımızı depreme ne kadar hazırladığımızla doğrudan ilişkilidir.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenleri saygı ve rahmetle anıyoruz.
Aradan geçen 27 yılın ardından bu büyük felaketten çıkarılması gereken ders açıktır: Deprem olduktan sonra yaraları sarmaya çalışmak yerine, deprem olmadan önce gerekli önlemleri almak zorundayız.
Kıbrıs’ta depreme dirençli kentler ve güvenli yapılar oluşturmak; yapılaşmayı bilimsel ve mühendislik esasları doğrultusunda planlamak, yetkin mühendislik hizmetlerini güvence altına almak, mevcut yapı stokunun güvenliğini değerlendirmek ve etkin bir yapı denetim sistemini hayata geçirmek ortak sorumluluğumuzdur.
Benzer haberler
Haber
Sarıçizmeli: Pine View’ı ülkenin alternatif turizm markalarından biri haline getireceğiz
HASİPOĞLU: “İSTANBUL’DAKİ KKTC VATANDAŞI GENÇ KADINIMIZIN TEDAVİ SÜRECİNİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erhürman, Siyasal Partiler (Değişiklik) Yasası’nı imzaladı: “Parti içi demokrasi açısından doğru bulmuyorum”
Sadıkoğlu, Pilates Derslerinin İlk Gününde Katılımcılarla Buluştu
Erhürman-Hristodulidis görüşmesi Rum basınında geniş yankı buldu
Bozkurt: Kadınların emeği ve sözü Mağusa’yı güçlendirecek





























