Rasıh Reşat: İktidar, maaşlar ve borçlar?

6 Aralık seçimlerine doğru ilerlerken siyasi tartışmaların yavaş yavaş başka bir zemine kaymaya başladığını görüyorum. Şimdiye kadar kimin kaç milletvekili çıkaracağı, kimin iktidara geleceği ve hangi partilerin koalisyon kuracağı konuşuluyordu. Ancak dün yapılan iki ayrı açıklama, seçim sonrasında bizi bekleyen asıl meselenin kamu maliyesi olacağını gösteriyor.
YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı ile Liberal Demokrasi Hareketi Başkanı Engin Deniz Görgüner, farklı siyasi noktalardan hareket ederek aynı soruyu gündeme taşıdılar: İktidara gelen maaşları nasıl ödeyecek?
Arıklı, meseleyi büyük ölçüde Türkiye ile kurulacak ilişkiler üzerinden değerlendiriyor. Türkiye'nin mali desteğinin devam edip etmeyeceğini siyasi tercihlerle ilişkilendiriyor. Söylediklerinden, Ankara'nın desteklediği hükümetin kaynak bulabileceği, desteklemediğinin ise ciddi mali sıkıntılar yaşayacağı sonucu çıkıyor.
Görgüner ise çok daha yapısal bir meseleye dikkat çekiyor. Maliye Bakanlığı verilerine göre 2026'nın ilk yedi ayında personel, sosyal güvenlik, cari transfer ve faiz giderleri, yerel gelirlerin yüzde 90,7'sine karşılık geliyor.
Yani devletin topladığı her 100 liranın yaklaşık 91 lirası daha baştan bu dört gider kalemine karşılık geliyor. Geriye kalanla yatırım mı yapılacak, yollar mı onarılacak, okullar mı yenilenecek, hastaneler mi geliştirilecek?
Asıl tartışmamız gereken budur.
Kuzey Kıbrıs'ta kamu maliyesi yıllardır adeta kamu görevlilerinin maaşlarını ödemek üzere tasarlanmış bir sistem gibi çalışıyor. Sendikalarımız da bu düzenin yılmaz bekçileri durumunda. Çalışanların haklarını savunmak elbette görevleri, ancak mevcut mali yapının sürdürülebilir olup olmadığını da konuşmak zorundayız.
Bu nedenle şimdiden bir öngörüde bulunayım: 6 Aralık'tan sonra iktidara kim gelirse gelsin, ilk büyük kavgasını sendikalarla yapacak. Çünkü kamu maliyesini düzeltmeye yönelik ciddi bir girişim, kaçınılmaz olarak hayat pahalılığı uygulamalarını, kamu istihdamını, ek mesaileri ve mevcut maaş düzenini tartışmaya açacak.
Üstelik bu tablonun sorumluluğu yalnızca çalışanlarda veya sendikalarda değil. Yıllardır siyasi hesaplarla büyütülen kamu yapısında, denetimsiz harcamalarda ve reformları sürekli erteleyen hükümetlerde.
Türkiye'den gelecek kaynaklarla maaşları ödemek belki mümkün olacak. Ancak borçlanarak maaş ödeyen, borçlarını kapatmak için yeniden borçlanan bir devletin geleceğini ne kadar sürdürebiliriz?
Seçim gecesi kazanan belli olacak. Fakat ertesi sabah Maliye Bakanlığı'nın önündeki tablo değişmeyecek.
Bu yüzden artık kimin kazanacağından biraz daha fazla, kazananın maaşları ve borçları nasıl ödeyeceğini konuşmalıyız.
Benzer haberler
Haber
Dinçyürek: Hayal dediklerinizi tek tek esere dönüştürdük!
Hristodulidis TC-KKTC Mutabakat Zaptı’nı ve NAVTEX’i Avrupalı liderlere şikayet etmeye hazırlanıyor
İMO öncülüğünde teknoloji, eğitim ve yaratıcılık bir araya geliyor: CIVIL GAME JAM başlıyor
Üstel: “Yeni dönemde çocuklu ailelerimize yönelik üç yeni projeyi daha hayata geçireceğiz”
CTP, yerel seçim vizyonu ve aday tanıtım buluşması düzenledi
Hasipoğlu: “Kıbrıs Türk Petrolleri Yönetim Kurulu kararı ile işten çıkarma işlemleri arasında uyumsuzluk var”




























