Özersay: İngiliz üsleri meselesi Kıbrıs Cumhuriyeti’nden değil, kuruluş öncesi hak ve muhataplıktan kaynaklanıyor

Rasıh Reşat'ın Haberi
Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Kıbrıs Rum siyasi liderliğini eleştirerek, Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatının kritik konularda “istismar edildiğini” savundu.
Özersay, Kıbrıs Rum tarafının geçmişte Avrupa Birliği üyeliği sürecinden doğal gaz kaynaklarına kadar birçok konuda “Kıbrıs Cumhuriyeti” argümanını kullandığını belirterek, bu yaklaşımın bugün de İngiliz üsleri meselesinde sürdüğünü ifade etti.
Özersay'ın açıklaması şöyle:
Kıbrıs Rum siyasi liderliği, sadece bu dönem değil geçmişte de Kıbrıslı Rumların idaresinde olan ve bir oldu-bitti ile gasp etmiş oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti sıffatını her kritik eşikte istismar etti, “BU HAKLAR KIBRIS CUMHURİYETİ’NİN” lafı arkasına saklandı.
Avrupa Birliği’ne üyelik söz konusu olduğunda Kıbrıslı Türkler bu sürece dahil olması konusunda Kıbrıs Cumhuriyeti’ne işaret etmiş, oradaki maddelerden işine gelmeyenlerin de zaruret doktrini (doctrine of necessity) nedeniyle askıda olduğu argümanı arkasına saklanmıştı.
Denizdeki doğal gaz ve olası diğer zenginlikler konusu gündeme geldiği zaman da Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden biz zaten Kıbrıslı Türklere birtakım haklar (sağlık, yardım, emeklilik maaşı vs) kullandırtıyoruz diyerek, denizlerdeki BU HAKLAR KIBRIS CUMHURİYETİNE AİTTİR safsatası arkasına saklanmıştı.
Şimdi de Kıbrıs Rum siyasi liderliği İngiliz Üslerinin geleceği konusunda bu üslere dair söz söyleme hakkı Kıbrıs Cumhuriyetinindir, Kıbrıslı Türkler söz sahibi olmak isterse Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönsünler safsatasını ortaya koydu. Hiç şaşırtıcı değil, ancak burada çok daha kritik ince bir çizgi vardır. Sömürge artığı/kalıntısı olarak tarif edilen İngiliz üsleri meselesi özellikle Uluslararası Adalet Divanı’nın Diego Garcia ile alakalı hukuki görüşü dikkate alınırsa aslında KIBRIS CUMHURİYETİYLE DEĞİL, bu devletin KURULUŞUNDAN BİR GÜN ÖNCESİYLE, yani self-determinasyon hakkının hayata geçirilmesiyle ilgili olduğu görülür.
Özetle: Kıbrıs adasında 1960’ta kendi kaderini tayin etme hakkı hayata geçirilirken adanın tamamında hayata geçirilmesi gerekiyordu ancak bu iki üs bölgesinde bu hak hayata geçirilmedi ve UAD görüşü de bunun kabul edilebilir bir şey olmadığını ortaya koydu. Bugün İngilizlerin de Kıbrıs Rum liderliğinin de arkasına saklanmaya çalıştığı Kuruluş Antlaşması self-determinasyon hakkının hayata geçirilmesi sürecinden bu iki üs bölgesini kopardı, dışarıda bıraktı ki bu o dönemki uluslararası hukuk kurallarına ve de-colonization ilkelerine taban tabana tersti (bkz. UAD görüşü).
Şimdi bu konu tekrar ele alınacak ve konuşulacaksa KIBRIS CUMHURİYETİNİN KURULUŞU ÖNCESİNDEKİ TAMAMLANMAYAN SÜREÇ TAMAMLANSIN DİYE konuşulacak. KIBRIS CUMHURİYETİ ÖNCESİNDEKİ SÜREÇ Londra’da İngiliz üslerinin büyüklüğünün ve statüsünün de konuşulduğu de-colonization sürecidir ve o döneme dair MUHATAPLAR İngiltere yanında Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler, Türkiye ve Yunanistan’dır.
Kıbrıslı Türkler İngiliz üslerinin koloni artığı olarak de-colonization sürecinin tamamlanması için görüşme olacaksa zaten muhatap alınmak zorundadır, mesele Kıbrıs Cumhuriyeti’nden kaynaklanan haklar meselesi değildir, onun öncesindeki haklara ve muhataplığa dairdir.
Benzer haberler
Haber
Sarıçizmeli: Pine View’ı ülkenin alternatif turizm markalarından biri haline getireceğiz
HASİPOĞLU: “İSTANBUL’DAKİ KKTC VATANDAŞI GENÇ KADINIMIZIN TEDAVİ SÜRECİNİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erhürman, Siyasal Partiler (Değişiklik) Yasası’nı imzaladı: “Parti içi demokrasi açısından doğru bulmuyorum”
Sadıkoğlu, Pilates Derslerinin İlk Gününde Katılımcılarla Buluştu
Erhürman-Hristodulidis görüşmesi Rum basınında geniş yankı buldu
Bozkurt: Kadınların emeği ve sözü Mağusa’yı güçlendirecek





























